İÇERİYE GİRMEK KESİNLİKLE YASAKTIR

Bir Bölge Adliye Mahkemesi Hakiminden…

Etrafı dikenli tellerle çevrilen o ev, o bahçe , o ağaçlar belki de adamın bütün bir geçmişidir. Dikenli tellerin dışına atılıvermiş kilimler, tabaklar, çatal-kaşıklar, bilcümle eşyalar , hatıralarının vazgeçilmez parçaları. İlk şiirini o bahçede karalamıştır belki. Yaz gecelerinde dostlarını o bahçede ağırlamıştır. Çocukları ilk adımlarını o bahçede atmışlardır. Babası , son nefesini o evde vermiştir. Meyveyle dolu ağaçları o dikmiştir, o bakmıştır, o büyütmüştür. Bütün emeği oradadır hülasa. Dört bir yanına kırmızı boyayla “İÇERİ GİRMEK KESİNLİKLE YASAKTIR” uyarısı bulunan levhalar asılı dikenli tellerin ardında. O ise dışarıdadır. Dikenli teller, adam, evine ,bahçesine giremesin diye gerilmiştir. “Yasaktır” tabelası onun için asılmıştır.

Bütün bunlar , hukuk üstün olduğu için olabilmektedir. Çünkü “yasa” vardır. Yasa, idarelere, kamu yararı kararı alarak insanların mülklerini istimlak etme hakkı tanımaktadır. “Kamu yararı” , büyülü bir sözcüktür. O yüzden, istimlakların yürürlüğü pek durmaz. Her şehirde bulunmayan idare mahkemelerine dava açmak , çoğu zaman insanların aklına bile gelmez.

Hukuk, adamın dikenli tellerin dışına çıkartılması için lazım gelen ilk adımı böylece atmış olur.

Bu adımdan sonraysa, sadece adamın değil, Yargıcın’ da çaresizliği başlar. Yasa yargıca , adamın evine, bahçesine kıymet biçme ödevi yüklemiştir. Ama yargıç, ne adamın istimlak edilen taşınmazda geçirdiği ömrü, hatıraları, paraya dönüştürülmesi imkansız değerleri gözetebilir, ne de yakarışlarını. Yasa yargıca , nasıl kıymet belirlemesi gerektiğini tek tek tarif etmiştir. Onun dışına çıkamaz.

Costas Douzinas’ın , çok değerli akademisyenler Rabia Saglam ve Kasim Akbas ‘ın dilimize kazandırdıkları ve “Hukuk, Adalet Ve İnsan Hakları” ismiyle yayımladıkları kitabının Türkçe yayımı için yazdığı Önsöz’de ifade eylediği gibi, hukukun üstünlüğü ,değerden bağımsız bir teşebbüs olarak kuralların-insanların değil-üstünlüğüdür.

Kural, Yargıç’tan üstündür. Mesele istimlak olursa, o zaman, daha da üstün olur. İstimlak otorite tarafından yapılır. Yasa , yorum imkanını tamamen ortadan kaldırır. Yargıç ,bir teknisyen rolü üstlenir. Ama mülkü elinden alınan insanda, tüm bunları sadece Yargıç yapıyormuş, kendi gücüyle yapıyormuş gibi bir algı oluşur. Yargıcın asıl ızdırabı da işte budur. Çünkü şimdilerde , istimlakların amacı olan işler özel şirketler tarafından yapılmaktadır, tesisler onlar tarafından işletilmektedir. Onlarsa, sadece kar etmeyi hedeflerler. Başka bir dertleri olmaz. İnsanların geçmişlerine dikenli telleri onlar çekmektedir. Geçmişlerine bir göz atma isteklerine onlar “içeri girmek kesinlikle yasaktır” demektedir.

Yazar , yukarıda adı geçen eserde şunları da söyler. “ Yargıcın adil ve sorumlu bir kararı , hukuku hem muhafaza etmeli hem bozmalı ya da her somut durumda yeniden icat etmek ve meşrulaştırmak üzere askıya almalıdır. Her somut durum hiçbir kuralın mutlak olarak garanti edemeyeceği eşsiz bir yorumu zorunlu kılar.”

Bunlar nefis sözlerdir. Bu sözlerin hayat bulacağı bir yargı düzeni ne güzel bir ütopyadır. Dikenli tellerin ardından mazisini seyreden adam , eşsiz bir yorumu hak etmiştir. Ancak ne çare, eşsiz yorum yapan Yargıçlar’a ilkin daha büyük Yargıçlar “dur, bu sözleri söyleyemezsin” demektedir. Yasa mutlak koruma altındadır ve her zaman söylenecek son sözdür.

Ondandır ki, içeriye girmek , kesinlikle yasaktır.

Erdoğan Çiçek – Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hakimi

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir